|
Dünyada bilimdeki,
devasa gelişme ile birlikte bilimin uğraş alanındaki çeşitlilik de
artmıştır. Biyoloji ana bilim dalı, fizik ve kimya bilimleri kendi
alanları temel olmak üzere onlarca alt dallara ayrılmaktadır.
Bilim alanındaki bu
gelişme ve çeşitlilik ekonomik, toplumsal sorunları da etkilemekte;
onları daha karmaşık ve çeşitli hale getirmektedir. Günlük yaşamımızı
sürdürürken çoğu kez bu karmaşıklığı görüp sorunların içinden çıkılamaz
bir hale geldiğini düşünür. İçimize kapanır. Umutsuzluğa düşeriz.
Umutsuzluk hali sistemin istediği bir durumdur. İçe kapanmış ve
örgütlenmemiş bireyleri avlamak, sömürmek ve kullanmak kolaydır.
Toplumsal yaşamın bu
çeşitliliği karşısında sivil toplum kuruluşlarının da çeşitliliğini
artırması gerekmektedir. Bilime ayak uyduramayan, bilimden bir haber
olan sivil toplum kuruluşları isterse hemşeri dernekleri olsun
etkinliklerini ve güçlerini çok kısa zamanda yitirirler. İşlevsiz hale
gelirler. Atıl duruma düşmüş olan bu dernekleri birtakım gözü açık
politikacılar kendi amaçları için kullanmaya başlarlar. Gerçek anlamda
amaçlarından uzaklaşmış bu sivil toplum kuruluşları başkaların aracı
durumuna gelmiştir. Çevremize baktığımızda bu örgütlerin ne kadar çok
olduğunu görebiliriz.
Ülkemizdeki sivil
toplum kuruluşlarının çeşitliliğine bakıldığında ne kadar kısır olduğu,
yarıdan fazlasının ya hemşeri derneği yâda cami yaptırma ve yaşatma
derneği olduğunu görürüz. Böyle bir manzara ile toplumsal taleplerimiz
neler olabilir siz karar verin. Ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının
bu duruma gelişmesinde kuşkusuz 12 Eylül 1980 darbesinin büyük payı
vardır. Darbe ile birlikte özellikle Tarikatların cemaatlerin talebe
yurtları dışında bütün dernekler kapatılmış, özellikle gençlerin devam
ettiği kültür dernekleri hem kapatılmış hem de yöneticileri ağır
kovuşturmalara uğratılmış, ağır cezalara çarptırılmışlardır. Herhangi
bir derneğe üye olmak suç sayılmıştır.12 Eylül darbesinin düşman
bellediği sivil toplum kuruluşları bir daha açılamamıştır. Bulardan
beraat eden ve aklanan memur dernekleri ile birlikte (Tüm Öğretmenler
Birleşme ve Dayanışma Derneği)TÖBDER ile Halkevleri (Bazı yerler
dışında) bir daha açılamamıştır.
Türkiye sivil
toplumun örgütlülüğü açısından çok geri durumdadır. Bu yönü ile toplumun
büyük bir kısmı örgütsüz durumdadır. Örgütsüz toplumlar egemen sınıflar
için dikensiz gül bahçesidir. Hak arama, talep etme, denetleme öneriler
sunma bağlamında işlevini sürdüren sivil toplum örgütlerinin olmadığı
ülkelerde demokrasinin gelişmesi olanaksızdır. Siyasi katılımın sadece
4–5 yılda önüne konulan sandıkla tecelli eden ülkemizde sivil toplum
örgütlerinin varlığı yaşamsal önem taşımaktadır.
Bilimdeki
çeşitliliğe bağlı olarak sivil toplum örgütlerinin çeşitliliğinin
sağlanması süreci ülkemizde çok uzun zaman alacaktır. Nicelik ve nitelik
olarak sivil toplum örgütlerini toplumun ortak sesi ve istenci durumuna
getirmek için daha alacağımız çok yol vardır. Ülkemizde yaya
kaldırımlarının özürlülerin yürüyebileceği şekilde düzenlenmesi ile
ilgili taleplere gelinceye kadar çok aşama kat etmemiz gerekmektedir.
Toplum bilimcilerin
önemle üzerinde durması gereken konu ülkemizdeki insanların sivil toplum
örgütlerine neden yabancı oldukları ve uzak durduklarıdır. Çevremizde
yaşanılan bunca soruna karşın insanların örgütlenmeye karşı direnmesinin
nedenleri nelerdir. Demokrasinin yıllardır seçim sandığından ibaret
olduğu düşüncesinin bunda payı var mıdır?
Kuşkusuz sivil
toplum örgütleri gereksinimlerden doğar. Yerelde ve ülkede genel
sorunlarla baş etmek için çabalayan insanların bir araya gelme, tartışma
ve mücadele etme gereksinimi durmamalarının nedenlerini araştırmak
gerekir.
Bir araya gelmeden,
örgütlenmeden sorunları çözemeyiz. Yem oluruz sadece büyük balığın
önünde. Çağdaş toplum örgütlü toplumdur. Bilesiniz. |