...haber zonguldak...haber zonguldak...haber zonguldak...haber zonguldak

 

 

  günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce günce      omer1959yilmaz@hotmail.com

   

                                                                          Ömer Yılmaz

 
   
   

Sivil toplum sorunu

13.04.2009

           arşiv
   

Dünyada bilimdeki, devasa gelişme ile birlikte bilimin uğraş alanındaki çeşitlilik de artmıştır. Biyoloji ana bilim dalı, fizik ve kimya bilimleri kendi alanları temel olmak üzere onlarca alt dallara ayrılmaktadır.

  

Bilim alanındaki bu gelişme ve çeşitlilik ekonomik, toplumsal sorunları da etkilemekte; onları daha karmaşık ve çeşitli hale getirmektedir. Günlük yaşamımızı sürdürürken çoğu kez bu karmaşıklığı görüp sorunların içinden çıkılamaz bir hale geldiğini düşünür. İçimize kapanır. Umutsuzluğa düşeriz. Umutsuzluk hali sistemin istediği bir durumdur. İçe kapanmış ve örgütlenmemiş bireyleri avlamak, sömürmek ve kullanmak kolaydır.

         

Toplumsal yaşamın bu çeşitliliği karşısında sivil toplum kuruluşlarının da çeşitliliğini artırması gerekmektedir. Bilime ayak uyduramayan, bilimden bir haber olan sivil toplum kuruluşları isterse hemşeri dernekleri olsun etkinliklerini ve güçlerini çok kısa zamanda yitirirler. İşlevsiz hale gelirler. Atıl duruma düşmüş olan bu dernekleri birtakım gözü açık politikacılar kendi amaçları için kullanmaya başlarlar. Gerçek anlamda amaçlarından uzaklaşmış bu sivil toplum kuruluşları başkaların aracı durumuna gelmiştir. Çevremize baktığımızda bu örgütlerin ne kadar çok olduğunu görebiliriz.

        

Ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının çeşitliliğine bakıldığında ne kadar kısır olduğu, yarıdan fazlasının ya hemşeri derneği yâda cami yaptırma ve yaşatma derneği olduğunu görürüz. Böyle bir manzara ile toplumsal taleplerimiz neler olabilir siz karar verin. Ülkemizdeki sivil toplum kuruluşlarının bu duruma gelişmesinde kuşkusuz 12 Eylül 1980 darbesinin büyük payı vardır. Darbe ile birlikte özellikle Tarikatların cemaatlerin talebe yurtları dışında bütün dernekler kapatılmış, özellikle gençlerin devam ettiği kültür dernekleri hem kapatılmış hem de yöneticileri ağır kovuşturmalara uğratılmış, ağır cezalara çarptırılmışlardır. Herhangi bir derneğe üye olmak suç sayılmıştır.12 Eylül darbesinin düşman bellediği sivil toplum kuruluşları bir daha açılamamıştır. Bulardan beraat eden ve aklanan memur dernekleri ile birlikte (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği)TÖBDER ile Halkevleri  (Bazı yerler dışında) bir daha açılamamıştır.

     

Türkiye sivil toplumun örgütlülüğü açısından çok geri durumdadır. Bu yönü ile toplumun büyük bir kısmı örgütsüz durumdadır. Örgütsüz toplumlar egemen sınıflar için dikensiz gül bahçesidir. Hak arama, talep etme, denetleme öneriler sunma bağlamında işlevini sürdüren sivil toplum örgütlerinin olmadığı ülkelerde demokrasinin gelişmesi olanaksızdır. Siyasi katılımın sadece 4–5 yılda önüne konulan sandıkla tecelli eden ülkemizde sivil toplum örgütlerinin varlığı yaşamsal önem taşımaktadır.

      

Bilimdeki çeşitliliğe bağlı olarak sivil toplum örgütlerinin çeşitliliğinin sağlanması süreci ülkemizde çok uzun zaman alacaktır. Nicelik ve nitelik olarak sivil toplum örgütlerini toplumun ortak sesi ve istenci durumuna getirmek için daha alacağımız çok yol vardır.  Ülkemizde yaya kaldırımlarının özürlülerin yürüyebileceği şekilde düzenlenmesi ile ilgili taleplere gelinceye kadar çok aşama kat etmemiz gerekmektedir.

     

Toplum bilimcilerin önemle üzerinde durması gereken konu ülkemizdeki insanların sivil toplum örgütlerine neden yabancı oldukları ve uzak durduklarıdır. Çevremizde yaşanılan bunca soruna karşın insanların örgütlenmeye karşı direnmesinin nedenleri nelerdir. Demokrasinin yıllardır seçim sandığından ibaret olduğu düşüncesinin bunda payı var mıdır?

    

Kuşkusuz sivil toplum örgütleri gereksinimlerden doğar. Yerelde ve ülkede genel sorunlarla baş etmek için çabalayan insanların bir araya gelme, tartışma ve mücadele etme gereksinimi durmamalarının nedenlerini araştırmak gerekir.

    

Bir araya gelmeden, örgütlenmeden sorunları çözemeyiz. Yem oluruz sadece büyük balığın önünde. Çağdaş toplum örgütlü toplumdur. Bilesiniz.   

   
 
Kurtarma
 

  

     
 

Haber Zonguldak

 

Kuruluş; 17 Eylül 2005 Cumartesi