4

 
 
 .....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK.....HABER ZONGULDAK    
 
 
 
 
x x x x
ANA SAYFA◄◄
 
 
 
 
 
Zonguldak tarihi                             :
 
Op. Dr. Nihat Güney anlatıyor
         31 Mart 2003 /Arayış / Harun ERSOY
         
 
Haftanın konuğu...

NİHAT GÜNEY KİMDİR:

1922 yılında Yunanistan’ın Selanik Vilayeti Karaferya (Veria) şehrinde doğdu. Mübadele yıllarında (1925) Ailesi ile birlikte Türkiye’ye gelip İstanbul’a yerleşti. 1927 yılında babası Rıza Güney’in Tekel Müdürlüğü’nde E.K.İ. görevi nedeniyle Zonguldak’a gelip Meşrutiyet  Mahallesi’ne yerleştiler. 1934 yılında Meşrutiyet ilkokulunu, 1939 yılında Merkez Ortaokulu’nu, 1941 yılında da Mehmet Çelikel lisesini bitirdi. 1947 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

 

Aynı Yıl Zonguldak’a dönüp Amelebirliği Hastanesi’nde doktorluğa başladı. 1949 yılında askerlik görevini tamamlayıp Amelebirliği Hastanesi’nde E.K.İ. görevine döndü. Aynı yıl Nurhan Altıok’la evlendi. Bir süre sonra da EKİ Kilimli Dispanseri’ne Başhekim olarak atandı. Beş yıl süreyle bu görevde kaldıktan sonra Uzmanlık için. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi 1954 yılında Uzman Doktor (Kulak-Burun-Boğaz) oldu. Bir süre İstanbul’da çalıştıktan sonra 1955 yılında Zonguldak’a döndü ve Devlet Hastanesi’ne atandı. 1980 yılında emekli oldu.

 
Dr. Nihat Güney, Baba A. Rıza Güney ve Anne Afife Güney’in altı çocuğundan biri. 8 Mart 1922’ de Selanik Vilayeti Karaferye (Veria) şehrinde doğdu. Türkiye’ye (İstanbul) geldiğinde (3) Zonguldak’a geldiğinde ise 5 yaşındaydı.
 
“Mübadele yıllarında Yunanistan’dan Türkiye’ye (1925) gönderildik. Ben o tarihlerde 3 yaşındaydım. Babamın görevi nedeniyle 1927 yılında Zonguldak’a gelip Meşrutiyet Mahallesi’nde E.K.İ. bir eve yerleştik. 6 kardeştik, annem çok becerikli ve idareci bir hanımdı. Yunanistan’daki bolluktan sonra Türkiye’de E.K.İ. sıkıntılı bir dönemde bizi yetiştirdi.”
 

Evet, Dr. Nihat Güney’in ilginç hayat hikayesini ve nostaljik anılarını bizzat kendisinden dinliyoruz:

 

“Dedem o tarihlerde Pamuk iplik kumaş, fabrika sahibiydi. Büyük babasının çiftlikleri olup yüzlerce işçi çalıştırıyordu.

 

İstiklal Harbi’nden sonra, Türkiye Cumhuriyeti ile Yunan Krallığı Mübadele (Değiştirme) anlaşması yaptı. Yunanistan’daki Türkler ile Türkiye’de E.K.İ. Yunanlılar yer değiştiler. Bizim bütün ailemiz, (Baba, Anne, Amca, Dayı, Teyze, Hala ve çocukları) İstanbul’a (1925) gönderildik.

 

Ben, o zaman 3 yaşında idim. Dayılarım, amcalarım İstanbul’a daha önce gelmişler. Kimi avukat, kimi maliyeci, defterdar vs. olmuşlardı. İstanbul’da 2 yıl kaldık.

 

O zaman ki Ankara Hükümeti babamı Zonguldak’a tayin etti. Zonguldak Valiliği de Tekel Müdürlüğü muhasebe servisine memur etti. 1927 yılında Zonguldak’a gelip Meşrutiyet Mahallesi’ne yerleştik. Benimle birlikte biz 6 kardeştik. (Büyük ağabeyim Rahmi Güney, sırayla şöyle: Leman ablam, Suat Ağabim, Melek Ablam Ben Nihat Güney ve kardeşim Faik Güney).

 

Annem çok becerikli ve idareci bir hanımdı. Annem Yunanistan’daki bolluktan böyle sıkıntılı bir dönemde bizleri yetiştirdi. Rahmi ağabim tüccar, Suat abim Banka memuru, ablalarım ortaokulu okudular. Küçük kardeşim Faik Güney de Rahmi ağabeyle liseyi bitirip tüccar oldu.

 
“1934 yılında Mithatpaşa İlkokulu’nu, 1939 yılında Merkez Ortaokulu’nu 1941 yılında da Mehmet Çelikel lisesi’ni bitirdim. O yıllarda üniversiteye girebilmek için olgunluk sınavları vardı. Bizim mahallede oturan ve babamı tedavi eden Op. Dr. Necati Duman vardı. Onu çok sevmiştim. Doktorluğu ve insanlığı beni çok etkiledi. Olgunluk sınavlarını başarıp İstanbul üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdim.”
 

Ben 1929 yılında Mithatpaşa İlkokulu’na girdim. 1934 yılında bitirdim, Merkez Ortaokulu’na girdim. O zaman ortaokul binası küçüktü. Şimdiki Merkez okulu yeni yapıldı. 1935’te oraya taşındık.

 

1938-1939 yılında yeni yapılan Mehmet Çelikel Lisesi‘ne girdim. 1941 yılında Fen Şubesi’nden iyi derece ile mezun oldum. O zaman Üniversite’ye girmek için olgunluk imtihanları vardı. Bu imtihanı da başardım. Fen dalından iyi derece alarak İstanbul’daki üniversitelere girme hakkımı kazandım.

 

Bizim mahallede oturan ve rahmetli babamı tedavi eden Op. Dr. Necati Duman Beyi çok sevmiştim. Doktorluğu ve insanlığı beni çok etkiledi. Onun  için İstanbul’daki Tıp Fakültesi’ne kayıt oldum. Yıl: 1941’de Türkiye’de yalnız İstanbul Üniversitesi’nde Tıp Fakültesi vardı.

 

O yıllar 2. CİHAN HARBİ çıktı. Büyük bir kıtlık içinde yaşıyor okula devam ediyorduk. (O zamanki sınıf arkadaşlarımdan Dr. Memnune, Dr. Fethi, Dr. Selâhattin, Dr. Yaşar, Dr. Ahmet, Dr. Halim, Dr. Turan vs ..) O zaman Aksaray’da bir akrabamın evinde pansiyoner olarak kalıyor, Beyazıt Meydanı’ndaki Tıp Fakültesi’ne bazen yürüyerek, bazen de tramvayla gidiyorduk.

 

O zaman tramvay parası Talebe, Paso ile. 2.5 kuruştu.1941-1942 yıllarında Türk parası şöyle idi: En büyük para idi. Sonra kuruş ve para gelirdi. (lira, Kuruş ve Para vardı Öğle yemeklerini lokantada yediğimizde: Etli fasulye, Pilav ve Tatlı, Hoşaf. Hepsi 5 kuruştu. O zaman 100 kuruş 1Iira idi.

 

Harp yılları devam ederken bende Tıp Fakültesi’ne devam ediyordum. 2ci Cihan Harbi 1945‘te bittiğinde Bende Tıp Fakültesi 5 sınıfa gelmiştim. Almanya’dan kaçan Yahudi profesörler İstanbul’ da bizleri okuttu. Çok kıymetli hocalardı. Derste onlar almanca ders verir bizim Türk profesörler çevirme yaparlardı. Kitap olmadığından derslerde hep not tutardık. Onları acele yazdığımızdan el yazılarımızda çok çirkin oluyordu. Akşamları evde veya kütüphanede o yazıları temize çekerdik. Bu suretle dersleri tekrarlayarak öğrenirdik. Böylece birçok zorluklara rağmen okulu tamamladık. 1947’de 6 yıllık tıp fakültesini bitirip sevinçle Zonguldak’a geldim.

 
Tüm zorluklara rağmen 1947 yılında Tıp Fakültesi’ni bitirip dok­tor olmuştum. Büyük bir sevinçle Zonguldak’a geldim. Daha önce stajımı yaptığım Amelebirliği Hastanesi’nde göreve başladım. Aynı yıl askerlik görevi için bu görevimden ayrılıp önce Ankara‘ya, sonra da Erzurum’a gittim.”
 

O zaman ki Amelebirliği’nin  E. K. İ. Hastanesi’ne doktor olarak girdim. Tıp Fakültesi ikinci sınıfına geçtiğim zaman ve sonraki yıllarda her yaz 3-4 ay tatilde E.K.İ hastanesine gider boton kliniklerde staj yapardım. Op. Dr. Necati Duman, Dr. Muammer, Dr. İsmail Susmuşoğlu, Dr. Şaban Kaba, Op. Dr. Müfit,  Op. Dr. M.  Keskinel, Dr. Sabire, Op. Muhterem ve röntgendiyer laboratuarda bilgi ve görgümü arttırırdım. Onun için E.K. İ. hastanesinde bölgede tanın­mıştım. O zamanda E.K.İ Genel Müdürü Y. Maden Mühendisi İhsan Soyak’dı. Beni daha önceden tanıdığı için hemen hastaneye tayinimi yaptırdı. Askere gidinceye kadar (Mayıs 1948) hastanede çalıştım. Ameliyatlara giriyor narkoz ve pansuman işlerini düzenliyordum. Op. Dr. Necati Duman’dan ocak kazalarında meydana gelen kırık Çıkık ile yaraların tedavisini öğreniyordum ve gerektiğinde tedavisini yapıyordum.

 

Askerlik için 1948 yılı Mayıs ayının başlarında Ankara Yedek Subay Okulunun Sıhhiye Bölümüne girdim ve imtihandan pekiyi dereceyle mezun oldum. Artık teğmen doktor olmuştum. 3. tümen Erzurum ‘un kuzey doğusundaki Tortum, Oltu, Tafta yörelerini içine alan geniş dağlık bir bölgeydi. Oradaki bütün birliklerin erlerini ve subay ailelerini muayene ediyor, hastalığına göre tedavi ediyordum. Kış aylarında orası hep karlı ve buzludur. Erzurum’a 50 Km. uzakta olan bu bölgede dağ bölüğü ile boş zamanlarda kayak öğrenip kayak yapıyordum. Erzurum’da ki birliklerde 9 ay kalarak askerlik vazifemi yaptım. Tümenden ayrılırken subaylar bana hediye olarak kayak vermek istediler almadım. Zonguldak’ta kayak yapacak yer yoktu onun için almadım. Askerlikten terhis olup Erzurum ‘dan Zonguldak’a geldim.

 
 “Askerlik görevimi tamamlamış . Zonguldak’a dönmüştüm. Mayıs 1949’da EKİ Hastanesi’nde yardımcı doktor olarak çalışmaya başladım. Zonguldak Dönem Milletvekili ve Zonguldak Eski Valisi Mithat Altıok’un kızı Nurhan Altıok’la evlendim. Geçici görevle verildiğim Kandilli Bölge Hastanesi’ne denizden römorkörlerle gider gelirdim. üç ay orada görev yaptım. Sonra da Kilimli Dispanserine Başhekim oldum.”
 

1949 Mayıs ayında E.K.İ Hastanesine yardımcı doktor olarak çalışmaya başladım. Bu arada sözlü olduğum Mithat Altıok’un kızı Nurhan Altıok’la 18 Haziran’da nişanlandım. Temmuz ayında Kandilli Bölgesi Hastanesi doktorları 3 ay süreyle izine çıktılar. Genel müdürlük beni geçici olarak oraya görevlendirdi. Denizden römorkörlerle gittim. 3 ay orada bütün bölgenin hastane ve sağrı işlerini idare ettim. Orada büyük bir mi­safirhane vardı. Bölge Müdürü, aşçı ve yardımcıları beni çok güzel ağırladı.

 

1949 Ekim ayında Kilimli Dispanseri Başhekimliğine atandım. Orada da Kandilli gibi yataklı servileri, sağlık ve idare memurları, pansumancılar vardı. O tarihte Kilimli bölgesine Karadon, Gelik ve Bağlık ocakları bağlı idi. Kilimli halkı beni çok sıcak karşıladı. Ben de onları candan sevdim. Elimden geldiği kadar gece gündüz onların sağlığı için çalıştım. O zamanlarda köylerde, işçilerde ve ailelerinde sıtma ve frengi hastalığı, verem, tifo, tifüs hastalıkları çoktu. Bunlar için özel defterler, cetveller tutar, tedaviye gelmeyen olursa jandarmaya bildirir zorla tedavi ederdik. Bu işler için özel sağlık, memurları, ebe ve pansumancı ve hasta bakıcılar vardı. Bu hastalıklarla çok ciddi olarak savaşır Sağlık Müdürlüğüne aylık raporlar gönderirdik: E.K.İ. Sağlık Müdürü Dr. Reşat Tanyeri idi. Benim için bu çalışmalar mesleğim için çok zevkliydi ve hiç bir maddi gelir düşünmeden yapar hastaları sağlığa kavuştururduk. Gece ve gündüz bölgenin sağlığı benden soruturdu. Hayatta tam doktor mesleğinin zevkini o zaman alıyordum. Bana verilen tek katlı bahçeli evde bekar hayatı geçirip çalışıyordum. Böylece aylar geçti 1949 yılı Aralık ayında nişanlım Nurhan ile evlendim. Kilimli’ye gelin getirdim. Halk bizleri candan karşıladı ve bağrına bastı. Onun için Kilimli halkını 7’den 70’e kadar çok severim ve seveceğim.

 
Kilimli Dispanseri’nde beş yıl görev yaptım. Sonra da mütehassıs hE.K.İ.m olabilmek için Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ sınavlarını kazandım. 1955 yılında mütehassıs hE.K.İ.m (Kulak-Burun Boğaz) oldum. Bir süre İstanbul’da çalıştıktan sonra tekrar Zonguldak’a döndüm. Daha sonra da Devlet Hastanesi’ne ilk KBB Mütehassısı olarak atandım.
 

Kilimli Dispanserinde 5 sene kaldım. Sonra mütehassıs olmak için Ankara Tıp Fakültesi’nde imtihanı kazanarak kulak burun boğaz hastalıkları asistanı oldum. İki bölüm olan asistanlık çalışmanın birinci bölümünü E.K.İ. hastanesinde bir buçuk yıl çalıştım. sonra İstanbul Tıp Fakültesi ETFAL (Çocuk) Hastanesi ‘ne tayinle 1954 yılında giderek Prof. Ziya Maktav kliniğinde asistanlığa başladım. Orada bilgi ve ameliyatlarımla “çalışmayı” kabul ettirdim. Şişli Hastanesi jürilerin huzurunda ameliyat ve tedavi bilgisiyle başarılı bir sınav verdim ..

 

1955 yılı mayıs ayında uzman-operatör doktor olarak baş asistan olarak klinikte bir müddet çalıştım. Prof. Ziya Maktav beyin izniyle ayrılıp Zonguldak’a geldim. O zaman devlet hastanesinde kulak burun boğaz kadrosu yoktu. E.K.İ. hastanesinde Op. Dr. İsmail Susmuşoğlu vardı..Boş kadro yoktu. Benim hamim olan Op. Dr. Necati Duman bey kadro almam için Ankara Sağlık Bakanlığı’na gitmemi önerdi. Bakanlığa gittiğimde Personel Genel Müdürü bana “Zonguldak ‘ta ne yapacaksın, gel seni boşalan yerlerden, Aydın, Antalya, Antep; Malatya var seni oraya tayin edelim” dedi. Ben ille de Zonguldak dedim. O zaman 6 ay serbest çalış, sonra Devlet Hastanesi’ne tayin ederiz dedi ve beni Zonguldak’a ümitli olarak döndürdü.  E.K.İ. hastanesinde 1953 yılında asistanlık yaparken Ocak ayında eşim bana bir kız evladı doğurdu Ocak ayının 24’ünde dünyaya gelen kızıma Nurgün adını verdik. Ne tesadüftür ki aynı gün eşim Nurhan’ın yaş günüydü. Allah bana mutlu günde 2 sevinç ve mutluluk verdi. 1954 yılında İstanbul Şişli Çocuk Hastanesine giderken kızım Nurgün bir yaşında idi. İstanbul Kadıköy’de kayınbiraderim emekli vali doktor Mithat Altıok’un evinde kaldık. 2 yıl beraber olduk. Benim sıkıntılarıma ve imtihan heyecanlanma ortak oldular. Kayınvalidem Muhterem Altıok her bakımdan bize destek oldular. Hepsini minnet ve rahmetle her zaman anarım. Devlet Hastanesi’ne tayin emrim 1955 yılı sonunda geldi. O zaman Zonguldak Valisi Ekmel Çetinel beni telefonla çağırıp bildirdi ve bende Zonguldak Devlet Hastanesi’nin ilk kulak burun boğaz operatör uzmanı olarak hastanede göreve başladım. Bir hastanede yeni bir kulak kliniği açmak kolay olmadı. Baştabip İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Hilmi Ülgen’i ve Bakanlığın Müsteşarını sık sık zorlayarak alet ve cihazlar aldık. O zaman poliklinikler çok kalabalıktı. Her gün 100-150 kişi hastalık ve sağlık rapor muayenesine geliyordu. Bu arada haftada 2 gün ameliyat ve heyet toplantıları oluyordu. Ama ben yeni başladığım klinikte canla başla çalışıp hastalarımı iyi ediyordum. Çok mutluydum. Hiç bir maddi menfaat istemeden gece gündüz çalıştım. ilk maaşım ayda 250 lira idi.

 

Bu çalışmalarım devam ederken (1956) eşim Nurhan hamile kaldı. Daha önce bir kızım olmuştu. Ailemizi neşelendirmiş, aile topluluğunda mutlu günler görmüştük. İşte bunlar olurken eşimin gebeliği kızıma bir kardeş geleceği için seviniyordu. Nihayet 1957 yılında 8 Mart günü Devlet Hastanesi Doğum Kliniği’nde Op. Dr. Şekip Arı tarafından ikiz oğullarım dünyaya getirildi. Allah’ın bir lütfü olarak iki oğlum oldu. isimlerini Vedat ve Mithat koyduk. Artık üç çocuk babasıydım. Bu sevinçle hastane ve Sağlık Koleji çalışmalarıma devam ediyordum.

 
Gece acil ameliyatlara,girer, üç gecede bir nöbet tutardık. Karşılığında hiçbir ücret de ödenmezdi. Hiç şikayetçi değildik. Aksine çok da mutluyduk. Çünkü, insanları kurtarıyor sağlıklarına kavuşturuyorduk. Yıllar böyle geçip gidiyordu. 1969 yılında Sağlık Bakanlığından yeni bir teklif geldi. Zonguldak’ta eksikliği duyulan bir ‘Hemşire Koleji açılacaktı ...
 

Gece acil ameliyatlara girerdik. Nöbet 3 gecede bir gelirdi. Bir ücret vs. ödenmezdi. Ben çok mutluydum. Çünkü insanları kurtarıyor. Sağlığa kavuşturuyordum, Böylece yıllar geçti 1969 yılında Hastanede çalışırken, Sağlık Bakanlığından yeni bir teklif geldi. Zonguldak’a bir Hemşire Kolej Okulu açmak istiyorlardı. O zamana kadar ben boş zaman buldukça Sanat lisesine hem ders veriyor. Okul doktorluğu yapıyordum. Onun için bana Zonguldak’a gelen bakan Dr. Vedat Ali Özkan ile Başhekim Op. Dr. Hüseyin Erençin ‘bu koleji ancak sen yapar ve devam ettirirsin’ diyerek bana verdiler. Bu görev beni çok mutlu etti. Çünkü Zonguldak’a bir hemşire okulu kazandıracaktım. Derhal çalışmalara başladım. Belediye, E.K.İ. ve tüccarlara giderek yardım aldım. EKİ misafirhanesi arkasında bulunan boş duran eski bir lojmanı seçtik. Okul yatılı ve kız öğrenci okulu olacağı için tadilat yaptık. Özel yatakhane, dershane, banyo, mutfak öğretmen ve idare odalarını hazırladık. Burda yardımları olan bütün tüccar, belediye ve E.K.İ. müdürlerine teşekküllerimi sunarım.

 

İlk sene 28 öğrenci aldık. Okula girmek için Bakanlıktan sınav soruları geldi. 50 kişiden 28’i alındı. Öğretmen bulmak da kolay olmadı. Sağlık Müdürlüğü ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yardım aldık. İlk yıl çok zorluk çektik. AŞÇI, personel, memur bulmak uğraştırdı. Yıllar geçtikçe tecrübeli olduk. 4 yıllık çalışma sonucu 1972 yılında ilk 30 hemşire mezun verdik. Hepsi çok çalışkan ve mesleğe hevesli idiler. Artık her yıl 30 hemşire mezun ediyorduk. Okul çok dar gelmeye başladı. Ayrıca kurs yapmak için Devlet Hastanesi’ne uzaktı. Servis arabası kafi gelmiyor onun için hastane arkasında Milli Emlak’tan bir arsa,temin ettik. 1978 yılında yeni yapılan 250 yataklı bir hemşire okulu açtık. O zaman Valimiz Nevzat Ayaz’dı. Yardımları için teşekkür ve şükranlarımı sunarım.

 

Yeni yapılan hemşire okulumuza yeni Müdür Yardımcısı her dersin ayrı öğretmenleri atandı. Yeni idare Memurları, Yeni Aşçı ve yardımcıları atandı. Yeni okul mutfağına yeni ocaklar takımlar, tencere, tabak, çamaşır ve bulaşık makineleri aldık. Tam yatılı muntazam bir okul oldu. Böyle tam teşkilatlı bir okulda çalışmak beni çok huzurlu ve mutlu ediyordu. Sabah hastaneye geliyor, evvela klinik işlerini, muayenelerini, ameliyatlarını yapıyordum. Boş kalan saatlerimi okula geçerek okul ders ve denetimlerimi yapıyordum.

 
“Yıllar çabuk geçti. Dönemin Hükümeti doktorlar için tam gün yasası çıkardı. Sıkıcı bir dönem başlamıştı. Aylarca buna katlandık: Sürmenaj olmuştuk. Dr. Sami Akmanlar ve Dr. Cevdet Müftüoğlu ile birlikte emekliliğimizi istedik. 1980 yılında Hastaneden ve Sağlık Koleji Müdürlüğü’nden ayrıldım.
 
1983 yılında Kızılay Genel Müdürlüğü’nden bir mektup geldi Zonguldak’ta açık bulunan Kızılay:Kan Merkezi’ne Müdür olmam isteniyordu. Severek kabul ettim. 1989 yılında da Zonguldak Belediye Meclisi üyeliğine seçildim. Belediye Başkanı Yüksel Aytaç’la beş yıl iyi bir çalışma dönemi geçirdik.
 

Böylece yıllar geçti. 1979 yılında Devlet Hastanesi‘nde çalışırken yeni Hükümet ve Sağlık Bakanlığı‘ndan hastaneler için tam gün çalışma yasası konarak sıkıcı bir dönem başladı. Hastane, Dahiliye, Hariciye, Kulak, Boğaz, Göz ve Kadın Doğum Klinikleri doktorları gece gündüz ve 3 gecede bir gece nöbeti geliyordu. Aylarca buna katlandık. Bakanlığa başvurduk, olmadı. Vazifemizi ve hastalarımızı ihmal etmiyorduk. Sürmenaj olmuştuk. Dr. Sami Akmanlar, Dr. Cevdet Müftüoğlu ve ben Dr. Nihat Güney Bakanlığa dilekçe göndererek mecburen emekliliğimizi istedik. 980 yılı başlarında emekliliğimiz geldi Devlet Hastanesi ve Sağlık Koleji Müdürlüğü’nden ayrıldım. Artık Devlet baskısı yoktu. Ben ve diğer arkadaşlarım Dr. Sami, Dr. Cevdet beylerle özel muayehanelerde çalışmaya başladık. Sağlığımız yerine geldi. Ailem ve çocuk­larımla daha sıkı ilgileniyordum. Ara sıra hemşire Okulunu’na gidiyor. Müdür Fahrunisa Hanımı, Memurları ve öğrencilerimi görüyordum. Yıl 1983‘de Kızılay Genel Müdürlüğü’nden bir mektup aldım. Beni açık bulunan Zonguldak Kızılay Kan Merkezi Müdürü olmam teklif ediliyordu. Kabul ettim. çünkü Zonguldak’a daha hizmet etmek arzusunda idim. Bütün toplu yerlere gidiyordum. Derneğin askeri birliklere, okullara, E.K.İ. pavyonlarına gidip ‘kan vermenin insanlara ne kadar faydalı olduğumu ve İslam dininde sevap olduğunu’ anlatıyordum. Kısa zamanda kan topla­mamız 3 misline çıktı. Tam bu çalışmalar iyi giderken Zonguldak’ımız bir sel felaketi geçirdi. üzülmez bölgesinden gelen dere taşarak bütün Zonguldak’ı bir gecede harap etti. Bunun için Ankara’ya müracaat ettim. Belediye ve E.K.İ. (TTK) Müdürlüğü’ne yardım için başvurduk. Tam 2 ay uğraşarak eski duruma getirdik. Daha hızlı çalışarak kan topladık. Böyle devam ederek Zonguldak Hastanesi’ne kan yetiştiriyorduk.

 

1989 yılında Zonguldak Belediye Meclisi üyeliğine seçildim. Belediye’de Başkan, Yüksek Mimar Yüksel Aytaç beyle 5 sene çalıştım. Meclis Başkan vekilliği yaparken, Kan Merkezi’nden ayrılmam gerE.K.İ.yordu. Böylece Zonguldak’ıma Belediyeci olarak hizmet ettim. İkinci defa 1994 seçimlerine girmedim. Belediye çalışmalarım sona erdi. 1996’da Aralık ayında geçirdiğim bir kalp krizi sonunda muayenehanemi kapattım. 1997 ocak ayında İstanbul Florence Nightingal Hastanesi’nde kalp bypass ameliyatı oldum. Allahım sağlığımı tekrar verdi. Tıp mesleğim 50 yıl devam ettiğinde, senelerin stres ve yorgunluğu böyle bir netice vermişti. Bugün AlIah’a şükür iyiyim. Ancak hayatımı ölçülü ve ilaçla devam mecburiyetinde kaldım.Çok sevdiğim Zonguldak’ta çok mutlu ve güzel günler gördüm.

 

Zonguldak’a iyi ve güzel şeyler verdimse sevdiğim halkıma helal olsun. Zonguldak’a yalnız tıbbı bakımdan yardımlarım olduğu gibi sosyal yönden çalışmalarım ve yardımlarım olmuştur.

 

Ben yaradılış olarak alçakgönüllü olup halkın, toplumların arasına girmeyi çok severim. Büyük, küçük demeden herkesle çabuk kaynaşırım. Bu sebeple okullara, spor kulüplerine ve yardım cemiyetlerine hep girdim, çalıştım onlara faydalı olmaya devam ettim.

 

1950-1951 yılında Kilimli ‘de doktorluk yaparken, Kilimli İşletmesi Müdürü, Y. Maden Mühendisi Talat Tan bey öncülük yaparak, kömür spor Kilimli Futbol Şubesini Futbol Federasyonu’na bağlı bir kulüp haline getirip Kilimli Spor Kulübü’nü resmen kurduk. Daha önceden eski Galatasaraylı Gündüz Kılıç beyin sporcularını yeni kulübe aldık. lig maçlarına Zonguldak’ta oynamaya devam etti. Bugün Kilimlispor’un mevcudiyeti ile iftihar ediyorum. Çok kıymetli fut­bolcular yetişti: Türkiye liglerinde oynuyor veya antrenörlük yapıyorlar.

 
1956 yılında Çelikel lisesi ile diğer Meslek liselerindeki sporcu gençlerimizi bir araya toplayıp “Teknik Spor Kulübü’nü kurmuş­tuk. Giderek spor dalları, kulüp ve sporcu sayıları da arttı. Dönemin Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Orhan Şeref Apak Zonguldak’a geldi. Kulüp yöneticileriyle görüştü ve Zonguldakspor kuruldu. Yıllarca iyi maçlar seyrettik. Zonguldak’a canlılık geldi.
 

1956 yılında Çelikel ve diğer Meslek liselerindeki geçlerimizi bir araya getirip Teknikspor’u kurmuştuk, Emeklilik dönemimizde de spora olan ilgimiz sürdü.

 

Gençlerin kahvelerde oturmalarına mani olduk. Spor yapmaya heveslendirdik. Bu . durumda spor kulüpleri arttı, çoğaldı. Bölgede o zaman Müdür Kemal Köksal vardı. Bilindiği gibi O Türkiye’de cirit atma şampiyonu olmuş meşhur sporcu idi. Kendisi Zonguldak sporuna çok faydalı olmuştur. Onun zamanında stadyuma kavuşmuş Zonguldak’a futboldan başka sporun diğer dallarına kavuşturmuştur. Atletizm, Voleybol, Basketbol ve diğer dallarda çok kulübü Türkiye amatör kulüpler şampiyonu oldu. Bizim yetiştirdiğimiz futbolcular sayesinde Türkiye’de yeni kurulan profesyonel liglerine Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak Zonguldak’ı almak için Zonguldak’a geldi. Mevcut amatör kulüp Başkanlarının imzalarıyla Zonguldakspor da profesyonel kulüp oldu. Çok kuvvetli bir takım olarak 1973 yılında Türkiye profesyonel l. ligine geçti. Zonguldak’a bir canlılık getirdi. Senelerce iyi maçlar seyrettik. Ne yazık ki sonra bu takım parasızlıktan (Burda müesseseler ve halkın yardım yapmamasından) önce 2.lige sonra 3.lige düştü. Bugün de zar­zor 2. ligde. Benim kulüpçülüğüm 1990 yılında bitti.O zaman Belediye Meclis üyeliği yapıyordum. Zonguldak halkına belediyeden hizmet veriyordum. Seçimlere girmedim. Artık yaşım ilerlemiş fazla zaman ve gücüm kalmamıştı. Böylece Zonguldak halkına spor yönünden faydalı olmaya çalıştım. Halkıma feda ve helal olsun. Çok mutluyum. Aziz Zonguldaklı hemşerilerim.

 
 
sitemizdeki yayın tarihi: 24 Aralık 2007
son güncelleme tarihi: 29 Ekim 2011 Cumartesi
x
4
 
ZONGULDAK'IN HABER VE KÜLTÜR SİTESİ
===güvenilir kaynak===
Kuruluş; 17 Eylül 2005 Cumartesi

4