|
"Üstü
kalsın" derler ya hani, şimdi "bu"nun altı da kalsın...
Zonguldak'a bir
"ucube"yi çok görenler şimdi enkazlarını nasıl
temizleyeceklerine ilişkin yol arayışlarına başladılar. Vilayet(')'te
böyle şeyler yaşanırken diğer yanda İspanyol parasıyla kentin
kanalizasyonu arıtılmaya çalışılıyor. Bu da bir iş belki ama
kafalardaki kanalizasyonlara hangi İspanyol'un cebi yetecek,
kestiremiyoruz...
Zamanın "dilkişot"ları
"vali" sözcüğü için "Bundan böyle" diye başlayan
genelgelerinde "ilbay denilecektir" dedikleri vakit bir şey
icat ettiklerini sanıyorlardı.
Onların nasıl ve
nice konuştuklarını hayal edebiliyorum:
"-Ay kız bizim
ilbay sizinkinden yakışıklı valla,..." türü sırf kaporta
yalamalık muhabbetlerinin siyasi görüntüleri de lacivert olamazdı
sanıyorum şimdilerde...
Keşke bu bölüm kısa
olmasa da siz bu satırları okurken biz "yenisi çıktı, buna da
bak" tefrikasına başka günlerin eklentisini yapabileydik. Ama
her şeyin bir ömrü ve son kullanım tarihi ile "bunu da
anlamadıysan boşa zorlama" saatleri var.
"Ucube"ye
geldik şimdi. Bir ucubemiz olduydu ya bizim. Yaratıldığında çok
siyasi bir imece, ama doğduğunda dönemin, paranın ve ekonominin
teknoloji harikası olan fabrikaydı hani. "Zonguldak lavuarı"ndan
söz ediyoruz. Fransızcası için uğraşırsanız eğer internette
bulursunuz; (lave) taşkömürün arıtılması için fabrika işte.
"Sanayi müzesi
olsun bu" dediysek de dinletemediğimiz bir zaman diliminde
sanayici ve "iş" adamlarımız ile hurdacı tarikatının tüm
bileşenleri alacaklarını aldıktan sonra devletin ilgili kurumlarınca
korumaya alınan, sonraki süreçte sürüsüyle hayli fazla pazarlamacı
kılıklıyı hayal kırıklığına uğratan bir avuç kıyıya nazır vatan
toprağı işte. Onun yıkımına lavukluk eden kimi sol-sağcıların mabadı
kurtarma biçimlerini anlatmaya kalksak albüm bile koyarız
önünüze. Bir noktayı tekrar etmekte yarar görüyoruz ki bu süreç; o
zaman, "İstediğinizi yıkın, ama onların fotoğraflarını çeken
arkadaşlarımıza engel olmayın" diyen Haber Zonguldak'ı
haklı çıkardı.
Şimdi malum güruh,
enkaz haline getirmekle kalmayarak çöplüğe dönüştürdüğü Zonguldak
Lavuarı alanı için, "yıkalım da kurtulalım" psikolojisini
yaşıyor. Ne kadar çirkin olduklarını bile bile yine aynı makyaj
masaları önünde, hiç de utanıp-sıkılmadan "ormandaki en güzel
avratın kim olduğunu" sormaya devam ediyorlar ama...
Bu farklı psikolojik
boyutu bir tek psikoloji uzmanının çözmesi mümkün görülmüyor.
Zonguldak'a mesleği psikoloji olan uluslararası bir heyetin gelmesi
zorunlu oldu. Vaktiyle ve "o zamanlarda" dahi yolu bile
olmadığı halde uluslararası bağlantıları bulunan bu çok uluslu kent
için ihanetin "bedava" olması canımı sıkıyor.
Konuya gelelim. Her
şey "şapkanın altında" bence. Aynı kişilerin hem ilin
orası-burasında yönetici, hem mekanın bir yerlerinde sporcu, hava
kararınca meyhane müşterisi olduğu bir ortamdan söz ediyoruz.
Değişen, şapkaların altındaki kişiler ve hep aynı kalışlar. Bu
alışkanlık devam ediyor. Kabahatin bizden gelen kısmını da kimseye
yıkacak değiliz ama, manzaranıza dört yönünden ihanet zinciri
dolanmış. "Zarar eden kurumları özelleştiren zihniyet kendi
beyinlerini taşerona vereydi bu kadar ziyanlık olmazdı"
diyesilerim geliyor...
Haber Zonguldak
mümkün olduğunda ve olan her türden belge ile söylenmişlerin
tasnifini yapıyor. Bütün bunlar torunların mirası açısından önem
taşırken kimin ne mal olduğunun bilinmesi açısından ihanet
sahiplerinin nesil devamı için de düşünülen bir sistematiktir. Kimse
bunu, sıradan bir yayın olarak algılamazsa seviniriz.
Hani diyoruz ki, ey;
ucube yaratıcıları, şimdi bu konumunuz ve bataklığınızda siz,
nereden bakılsa "zarar" eder bir durumdasınız zaten ama, hiç
değilse bir süreliğine "ucube"ye dokunamadınız ve yağmanız
ertelenmiş görülüyor. Kentin önünü fazla elleyenlerin halini de
Rize'de gördüğünüz için "ön açalım" histerileriyle cır-cır
bağıranların gelmişini geçmişini burada konu edecek değiliz.
Önerimiz o ki; hiç
bir şeyi ellemeyin artık. Zonguldak Lavuarı ve alanı "kentin
utanç duvarı" olarak olduğu gibi kalsın. İsteyen çöpünü dökmeye
devam etsin. Bu haliyle bile meyhanesiz sarhoşlara ev sahipliği
yapan emek yoğunluğu bahse konu enkazınız son kulesine kadar çöpe
batana kadar sabredin, az kaldı. Çöpün üzerine AKM'leriniz çok
yakışacak. Adı da bizden olsun: "Hoştepe 2 AVM"...
Buraya kadar yapılan
yalandan proje ve planların, verilen ödüllerin ödenmiş paralarına
hiç değinmedik. Sizi zibidi yaratıklar sizi, çalıntılarınız bitti de
mi fikir değiştirdiniz?
Ama bunlar hep maddi
şeylerdi. Ve siz, umudu da sömürdünüz. Alacağımız bakidir. Hesabın
altı da, üstü de kalsın bilader. Hepiniz sabıkalısınız... |