|
|
|
İşin aslını konuşmakta fayda var. Mevcut meclis anayasa
referandumunu niye yapılıyor? Çünkü mecliste halkı temsil ettiği iddiasındaki
tüm siyasi partiler uzlaşmayı, ortak akıl ile demokrasi adına anayasal
düzenlemeler yapmayı beceremediler. Birbirlerini suçlamaktan, ağır ithamlar
yöneltmekten uzlaşmaya sıra gelmedi de ondan. Muhalefet darbeci, Ergenekoncu
oldu, iktidar da yalancı, rejim düşmanı. Ve mecliste uzlaşamadıkları için bu
ithamları tüm ülkede meydan meydan dolaşıp , halkın içinde bağıra bağıra
konuşmaya geldi sıra. Çünkü referandumu uygun gördüler.
İktidar, anayasa paketini ben yaptım oldu şeklinde muhalefetin önüne
koyarken her zamanki çoğulculuk değil çoğunluk esasına dayalı bir
girişimde bulunduğunu gösterdi ne yazık ki. Tıpkı Kürt açılımında %39 oy
alan bir iktidarın Kürt meselesini, Kürtlerin %20 sini temsil eden bir
siyasi parti ile halletmeye çalışması gibi anayasa değişikliği de toplum
tarafından sahip çıkılmadan mecliste uzun tartışmalara vesile oldu.
Diğer taraftan hem anayasa paketinin hazırlanış şekline hem de içeriğine
karşı çıkanlar iktidar tarafından darbecilikle ve Ergenekonculukla itham
edildiler.
Muhalefet ise tüm bu süreçte anayasa değişikliğine katkı sağlamaya
çalışmadı bile. Sadece belli maddelerde hem fikir olduklarını
belirttiler. Temel hak ve hürriyetlerin genişletilmesi, işçi ve
ücretlilerin grev, sendika hakları gibi maddelerde değişiklikler
yapılması ile ilgili direnç gösteremediler. Diğer yandan ana muhalefet
partisi liderinin söylemleri daha vahim. Bir tarafta yeni paketin
demokrasiyi geliştireceği ni iddia ettiği için referandumda EVET oyları
isteyen bir iktidar varken diğer tarafta değişiklikler olursa iktidar
partisinin başındakileri yargılayamayacağı için HAYIR oyu isteyen bir
muhalefet var. Peki halkın acaba yüzde kaçı iktidarın başındakileri
yargılamanın derdinde? Diğer tarafta bu siyasi hesaplaşmanın sonu nereye
varacak? Bugün terör örgütü ile savaşacak veya geçmişte savaşmış
komutanların durumu ortada. Yargı kendi ile hesaplaşıyor. Muhalefet
iktidara gelirse bunun bir adım sonrası ne olacak? Kim kimden hesap
soracak? Bu hesaplaşma ne zaman son bulacak?
Hem iktidarın hem de muhalefet partilerinin tutumları göstermiştir ki bu
meclis aritmetiği ve mevcut partilerdeki bu siyasi anlayış olduğu sürece
meclisten halkın içine sinen bir anayasa değişikliği çıkmayacaktır. Bu
satırların yazarı da altta çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından
sıkça dile getirilen ve hem iktidarın hem de muhalefetin sıkça siyasi
sömürü haline getirdiği bu yasal düzenlemelerin gerçekleşmemesi nedeni
ile mevcut anayasa değişikliğini samimi bulmamaktadır. Bu nedenle belli
çıkar gruplarına hizmet edecek, toplumun demokrasisine gerçek anlamda
hizmet etmeyecek bir anayasa değişikliğini de kabul etmek pek mümkün
görünmüyor.
Yapılması gereken temel değişiklikler:
1. Siyasi partiler kanununda , partileri lider diktasından kurtaracak
demokratik değişiklikler,
2. Delege, milletvekili aday adaylığı, milletvekili seçimlerinin tüm
partilerde ortak demokratik bir sisteme bağlanması,
3. Cumhurbaşkanı yetkilerinin sınırlandırılması,
4. Yargının siyasi baskıdan arındırılması, HSYK ve Anayasa Mahkemesinin
üyelerinin seçiminde bu bağlamada düzenlenmesi,
5. Milletvekili dokunulmazlıklarının sınırlandırılması,
6. Ücretlilere, işçilere, memurlara grev ve sendika haklarının verilmesi
ve bu haklarının koruma altına alınması,
7. Mevsimsel işçilerin haklarının korunması,
8. Din ve vicdan özgürlüğü ile ilgili hakların genişletilmesi,
9. Çevre ve doğal yaşamın korunması ile ilgili gerekli düzenlemelerin
yapılması,
10. Kamu denetim sisteminin oluşturulması
Kendi dokunulmazlıklarına dokunmayan, siyasi partiler kanununa
değişikliğe yanaşmayan bir siyasi iradenin anayasal değişikliğinin de
ayrıca samimi olduğuna inanmayı zorlaştırdığını belirtmek gerekiyor.
|
arşiv
Paylaş
|