Bilgiler 17.06.1988 için geçerlidir
 
Kemal ULUSER
(Yazar)
            Yazar. Doğum tarihi saptamadı. 30’lu yıllarda Zonguldak’ta yaşadığı, E.K.İ.’de çalıştığı ve şair Rüştü Onur’un yakın arkadaşı olduğu biliniyor. Salah Birsel’in vurguladığına göre O da, can arkadaşı Rüştü gibi genç yaşta yaşamını yitirdi. 1944’de zaturreden öldü. O’ndan geriye birkaç deneme yazısının yer aldı gazete sayfaları kaldı.
 
  Muzaffer Tayyip'e Mektup
                                                                        İstanbul, 17.12.1942
...Rüştü'yü nasıl tanıdığımı soruyorsun. İnsan yakınlarını öyle yakından tanıyabilir mi? Onları biz ölçüp biçmiş de seçmiş değil, şöyle bir ısınıvermişizdir. Rüştü ile içli dışlı dost mu idik, bilmiyorum. Ama bulunduğum ahbap meclislerinde herhalde arardım. Onunla nasıl tanıştık. Kastamonu Lisesi'nde idik, o vaktin iyi sanat dergilerini getiriyor, sınıflara dağıtıyordum. 4-B'de 113 Rüştü bu dergilere en candan bir ilgi gösteriyor, ay başlarını iple çekiyordu. Günlerden bir gün Sabahattin Batur, elinde bir şiir, çıkageldi. "Bu", dedi "bizim Rüştü'nün, bir mecmuada neşrettirmek istiyor, ne dersin?" Bu manzumecik henüz ilk adımlarını atıyordu. Bir dergide boy gösterecek kadar değildi. "Bana kalırsa," dedim "şimdilik neşretmesin." O bu şiirini (şimdi ne olduğunu hatırlamıyorum) Gündüz'e gönderdi idi, bilmiyorum, çıktı mı idi. O günden sonra onların mütâalasında geceleri Sabahattin, O, ben toplanır, en arka sıraların birinde, şiirden, şairden konuşur gece nöbetçisinin bilmem kaçıncı ihtarıyla ancak yerimizden kalkar, yatakhaneye giderdik.
 
Zonguldak'ta çalışırken daireden ondan önce çıkardım, iskelenin başında gözüm, "Ereğli Kömür İşletmesi"nin kapısında onu beklerdim. Eğer dergilerin gelme günü ise doğru Halkevi'ne gider, Nuri amcadan onları alır, okurduk. O gelen bu sanat dergi ve gazetelerine aç kurt gibi sarılır, doymayacak gibi okurdu. Posta olmadığı günler iskelede gezinir, hiç konuşmadan, belki de aynı şeyler üzerinde, dalar, giderdik. Büyülü, sıcak yaz akşamlarına "Ahmet Hamdi akşamları" adını koymuştuk. İskelede kaynaşan insanlara, bu ayak üstü, uyanık rüya görür vehamettiğimiz adamlara, hamallara, muçolara, Amasralı kayıkçılara "Sait Faik adamları" derdik. Bilmiyorum, nedendir. (Sait Faik'i okuduğumuzdan mı, kim bilir) içimizde bu adamlara karşı bitmez, tükenmez bir sevgi, bir yaklaşma duyar, onların (belki hayalen) saadetiyle mesut olur, onların kaderleriyle üzülürdük.
 
Çingenelere bayılırdı. Onu ne vakit arasam Çingene mahallesinde bulurdum. "Bilmezsin Kemal", derdi, "bu insanlarda hayat bambaşka. Ben gerçek yaşamayı onlarda buldum." Osman Kaygılı'nın Çingenelerine galiba bunun için tutkunum.
 
O sıralarda gene, "Muhakkak bir şiir kitabı çıkarmalıyım." diye tutturdu. Günlerce çıkaracağı kitabın neşesiyle gezdi durdu.
 
Bir aralık bir sanat dergisi çıkarmayı düşündü. Bu işe beni de karıştırdı. Neye başlasa iştah ile, hararetle başlardı. Petek'in ilanları bu yüzden vakitsiz asıldı.
 
Burada, Beşiktaş'ın bir sokağında, Şair Leyla sokağında, çıkaracağı şiir kitabının hülyası içinde sessiz, sakin akşamları ederdi. Bir de (Şimdi ne oldu bilmem) Şair Leyla Sokağı diye bir şiir yazmıştı. Bu sokaktan, bu sokağın insanlarından memnundu. Hasılı yaşamaktan memnundu. "Ondan zarar gelmezdi, kovandaki arıya, yuvasındaki kuşa, kendi halinde yaşardı, şapkasının altında sebepsiz gülüşüyle caddelerde, memnuniyetinden, ve bu çılgınlık delicesine, içinden geliyordu. Dilsiz değildi, susamazdı, öyle ölüler gibi, bu güzel dünya ortasında."
 
Şiiri taparcasına benimsemişti. Düşüncesiyle, eti ve kanıyla sanatın malı olduydu. En güzel şiirleri yazacağına kani idi.
 
Öyle sanıyorum ki, Muzaffer onu bizden ziyade "kenarın dilberleri" arayacak. Biz onu, bir gün unutacağız. Belki de unuttuk bile. İnsanoğlunun kaderi budur. Ama ara sıra da olsa, bazen bir mısra, bazen bir nükte, bazen bir sevda hikâyesinin kahramanı halinde yanı başımızda bitiverecek. O vakit "Aman", diyeceğiz, "sen misin Rüştü?" Öldüğünü unutacağız.
 
Gözlerinden öperim, Muzaffer.
 
                                                                            Kemal Uluser
(Kara Elmas; sayı 6, 01.01.1943)
 
haber zonguldak
◄◄◄