Bilgiler 21.09.2005 için geçerlidir
 
İlhami SOYSAL
(Yazar, Kdz. Ereğli 1928 - 20.09.1992)

           Karadeniz Ereğlisi’nde doğdu. Ortaöğrenimini Bursa Erkek Lisesinde tamamladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okurken gazeteciliğe başladı. "Bursa Ant" gazetesindeki ilk çalışmalarından sonra Ankara’da "Pazar Postası” ve "Son Havadis" gazetesinde yazı işleri ve matbaa müdürlüğü yaptı. (1955 – 1957). "Kim", "Milliyet", "Akşam" gazetelerinin Ankara temsilciliğini, "Türk - İş", "Hareket", "Akis" dergi ve gazetelerinin genel yayın müdürlüğü görevlerinde bulundu. Çeşitli tarihlerde Ankara Gazeteciler Cemiyeti ve Ankara Gazeteciler Sendikası başkanlıkları, Kurucu Meclis Temsilcileri Meclisinde basın üyeliği, "Akşam" (1968 – 1971 ), "Yeni Ortam", "Vatan", "Milliyet" gazetelerinde fıkra yazarlığı yaptı. Çalıştığı gazetelerden başka "Sosyal Adalet", "İmece", "Yön", "Türk Solu", "Devrim" dergilerinde siyasal fıkra ve makalelerinin yanı sıra "Güney", "Uludağ", "Pazar Postası", "Seçilmiş Hikâyeler", "Dost" dergilerindeki yayımladığı edebiyat yazılarıyla da tanındı. Uzun süre "Akis" dergisinde kitap tanıtma yazıları yazdı. 20 Eylül 1992'de öldü.

 

         Eserleri: Sıfıra Sıfır Elde Sıfır (1969 ), Günün İçinden (1975), Dünyada ve Türkiye 'de Masonlar ve Masonluk (2. Baskı 1978), 20. YY. Türk Şiiri Antolojisi (1983), Kurtuluş Savaşında İşbirlikçiler (1985), 150'likler (1986)

 
İlan-ı aşk etmeden seven insan
İlhami Soysal

Nail GÜRELİ (Milliyet; 21 Eylül 2005)


İlhami Soysal ile 30 yıllık arkadaştık. Yedi yıl Milliyet'te aynı odaları paylaştık. Bugün İlhami Soysal'ın ölümünün 13. yıldönümü. Ölümünden 4 gün sonra 25 Eylül 1992'de Milliyet'te yayımlanan yazımızdan bazı bölümleri aktararak İlhami'yi özlemle anıyoruz.


* * *
İlhami Soysal'ı yakın dostları kadar okurlarının da tanıdığını düşünüyoruz. Çünkü, o, günlük yaşamındaki tavırlarıyla yazdıkları örtüşen ender yazarlardandı.
Yiğit bir kişiydi. Yiğitliğini sakin, az konuşan hali içinde saklardı.
Hiçbir zaman kolaycılığa kaçmadı, ucuzcu olmadı.
Halk dalkavukluğu yapmadı.
Alçakgönüllüydü. Önemli işleri sessiz sedasız yapardı. Dostluğu sağlamdı, güvenilirdi. Bir buzul dağı gibi; görünenden çok, görünmeyen kısmı büyüktü. O dostluğun derinine indiniz mi, doyurucu, güven verici, sımsıcak bir dünya ile karşılaşırdınız.
İlhami, ilan-ı aşk etmeden seven bir insandı. İlhami Soysal, gerçek demokrattı.
Özgürlükçüydü. İlkeliydi. Sevecendi. Toplumcuydu. Onurluydu. Gururluydu.
Ödünsüzdü. Dirençliydi.


Vehbi Sargın "İlhami Ağabeyi'nin" ardından "Meydan"da yazdığı yazıda:
"Yaşamaya devam ederken yaşamdan alacaklı olan kaç kişi tanıyorsunuz?" diye soruyor ve "İlhami Ağabey onlardan biriydi işte. En büyük borçlusu ise devlettir. Onu zindanlara atan, işkencelerden geçiren, kahırlara layık gören devlet" diyordu.
Evet, bu toplum ve bu toplumun mekanizması olan devlet İlhami Soysal'a müthiş biçimde borçluydu.
Demokrasinin rafa kaldırılıp cuntanın ağır karanlığının hüküm sürdüğü günlerde, sivil toplumu savunan, cuntacıların karşısına dikilen yazılar yazan İlhami Soysal, devrin Genelkurmay Başkanı tarafından kaçırtılıp dövdürülmüştü.
İlhami Soysal'ı mutlu eden tek ödül, yazıları üzerine okurlarından gelen övgü dolu, teşekkür yüklü mektuplar ve telefonlardı.
Halk, sanki İlhami'ye borcunu ödüyordu.
Ama devlet borcunu ödememişti.
Ve bu, devlet ile halkın çelişkisiydi. İlhami Soysal devlet-halk çelişkisini vurgulayan bir simge olmuştu.
Eğer bir gün devlet, halkına saygılı hale gelirse, bunda İlhami Soysal'ın ve İlhami'lerin payının olduğu anlaşılacaktır.

Bir şiir

Bedri Rahmi Eyüboğlu'nu bugün 30. ölüm yıldönümünde, İlhami Soysal'ın seçtiği dizeleriyle anıyoruz:
"Bir yanım toprak / Bir yanım deniz / Denizden yanayım. / Bir yanım ben / Bir yanım sen / Senden yanayım."

ngureli@milliyet.com.tr

 
haber zonguldak
◄◄◄